Chen

🇵🇸
Forum Sorumlusu
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
47,147
Çözümler
4
Tepki puanı
14,019
Puanları
113
Konum
.
Cinsiyet
Kadın
Üsküdar vapur iskelesine sırtınızı verip, Bağlarbaşı’na doğru ilerleyip, meşhur Kanaat Lokantası’nı birkaç yüz metre geçince karşınıza bir mezarlık çıkar. Selanikliler Sokağı’nın girişindeki yokuşta başlayan ve yukarılara doğru uzanan bu mezarlık, Bülbülderesi Mezarlığı ismiyle bilinir. Bu mezarlık Bülbülderesi Fevziye Hatun Cami’sinin avlusundan başlayarak ta Fıstıkağacına kadar tırmanan yokuşun sağında özel bir mezarlık. Mezarlığın bir bölümü, Selanikliler tarafı Sabetayist mezarlığı olarak da zikredilmektedir. Meşrutiyette ve Cumhuriyette sanatta, sinemada, basında (Selanik-İzmir Yeni Asır-Sabah), tekstilde, tütün ticaretinde, külliyen ithalatta başı çeken ünlü aileler; İpekçi Ailesi’nin birçok ferdi, Dilberler, Bezmenler, Mısırlı ailesi, Atatür Ailesi, Bilgin, Kaptana, (Katibi Umumi Mithat Şükrü) Bleda, Boran, İrişik, (Elçin-Ergin) Telci, İnsel, Ogan, Somay, Duhani, Öğütmen, Kapancı ailelerinin yedi ceddi bu mezarlıkta uyuyor. Azra Erhat orada yatar. Topçumen, Özerman, Yalman, Antmen, Kermen, Darman, Ekemen gibi soyadları men ya da man ekiyle biten onlarca mezar taşı sıra sıra, yan yanadır. Muazzam bir geometriyle planlanmıştır. Görende hayranlık uyandırır.


İçinde, Osmanlı tarihinin en önemli gizemlerinden birinin, Selanik Dönmeleri’nin, yani Sabetaycıların mezarları da var. 1930-1950 yılları arasında çok misafir kabul etmiş bir mezarlık bu. Şimdilerde ayda yılda bir gömüleni var.


Bu belki de dünyada başka hiçbir yerde eşi benzeri olmayan bölümün tam ortasında Atatürk’ün hocası Şemsi Efendi’nin mezarı karşılar sizi. Ya da torunu Ilgaz Zorlu’nun “Evet Ben Selanikli’yim” kitabında da yazdığı gibi, ‘öteki ismiyle’ Şimon Zivi.


Merdivenlerden yukarı çakarken iyice şaşırırsınız. Çünkü hiçbiri kıbleye doğru uzanmaz, hiçbirinde rahmet için Fatiha arzulanmaz. Küçük bir mezarlıktır Bülbülderesi. Ama içindeki onlarca çeşmenin hepsinden gürül gürül sular akar.


Sahipleri bu mezarlığa çok iyi bakar. Özel güvenlik tutacak, bütün çeşmelerini çalışır halde koruyacak ve tek bir santimetrekaresini bile boşa harcamayacak kadar iyi. Mezarlık, özel bir güvenlik şirketi tarafından, motosikletli ekipler tarafından korunmaktadır.
Mezarlığın altından yukarı doğru tırmanan yokuşun adı Selanikliler sokağı. Selanik’ten, Şam’dan, İzmir’den, Mısır’dan, gelip de orta hallileri Selamsız, Fıstıkağacı, Bağlarbaşı gibi Üsküdar’ın iç semtlerini mesken tutan, zenginleri ise, Bakırköy, Nişantaşı, Teşvikiye’de takılan “Dönmeler”e ait özel bir bölüm bu. Kitabeti de hitabeti de farklı, “fatiha” talep etmeyen, şekli şemali bir olmayan, “fotoğraflı” bu mezarlıkta halen tükenmiş bir tarikatin 300 yıllık tarihi uyuyor….
Bu arada, Bülbülderesi Mezarlığının tamamının değil belli bir bölümünün sonradan Müslüman olanların mezarlığı olduğunu tekrar vurgulayalım. Çoğu yazılanların aksine bu özel bölümde de fatiha isteyen mezarlar olduğu internette yayınlanan listelerden anlaşılmaktadır. Üsküdarlı Müslümanlar da bu mezarlıkta yatıyor.

DÖNMELER


Kimdir bu Dönmeler? Ne kadar Yahudi ne kadar Müslüman bir cemaat bu? Duaları, ibadetleri, inanışları nedir? Bu sır, bu gizlik, bu esrarengiz hava niye?
İzmirli mistik haham Sabetay Sevi (Şabatay Zvi 1626-1676), Kabala`ya göre `kıyamet günü`nün geldiğini hesaplayarak 1666`da Mesihliğini ilan eder. Ancak yargılanıp ölüme mahkum edilince tövbe edip Padişah Sultan IV. Mehmet’in huzurunda Müslümanlığa geçer ve affedilir.


Onu Mesih olarak kabul eden müritleri de kendisiyle birlikte Müslümanlığa geçtikleri halde Sevi de dahil olmak üzere gizlice Yahudi dinine göre ibadet etmeye devam ederler. Bu kişilere din değiştirdiklerini başlarına kakmak için`Dönme denmiş. Özetle dönmeler, Sabetayistler, Sabetaycılar 17. asırdan itibaren, bilhassa İzmir ve Selanik’te yaşayan, Müslüman adı ve kıyafetiyle dolaşan “gizli Müslüman-Yahudi cemaati” üyeleri. Bu lafı lisanına yakıştıramayanlar ise, nezaket kasdı ile onlara “Avdeti”derlermiş. Bu da ‘dönme’ demek.


Dönmelerin en yoğun yaşadığı yer eskiden Selanik`ti. Selanik o zamanlar Batı kültürünün, gelişmiş ekonomik ilişkilerin, Mason localarının, İttihat ve Terakki`nin de merkeziydi.


Sabetaycıları Yahudi sayan Osmanlının aksine, Yahudiler Sabetaycıları hiçbir zaman Yahudi saymamıştır. Bunun nedeninin Sabetayist ve Dönmelerin ensest ve mum söndü tarzı ilişkileri olduğu iddia ediliyor. Bunu iddia edenlerin başında Yalçın Küçük geliyor. Kimilerine göre de Sefarad Yahudilerinin Osmanlı topraklarına gelirken hiçbir Müslümanı Yahudi yapmama sözü verdikleri için Sabetayistler tekrar Yahudiliğe kabul edilmiyorlarmış. Bunu iddia eden de Ilgaz Zorlu.


Sonuçta Sabetaycılar kendi aralarında toplu halde ve ayrı mahallelerde yaşamış ve ne Yahudilere ne de Müslümanlara yüzyıllardır karışmamışlardır. Ancak bir bölümü İslami Tarikatlara ve/veya mason localarına girerek Türk toplumunda ve yönetim kadrosunda itibar kazanmışlardır.

ÖZEL MEZARLIK

Sözkonusu Mezarlığın Sabetayistler için özel bir önemi vardır. Sabetay Sevi ve yirmialtı halifesinin soyundan olmayan kimsenin buraya gömülememesidir. Buradaki aileler birbirleri akraba ve ayrıca cemaatin en önde gelen aileleridir.
Sabetay Sevi ve yirmialtı halifesinin soyundan olmayan Sabetaycı aileler ise; Feriköy, Aşiyan, Zincirlikuyu, Karacaahmet, Edirnekapı, Nakkatepe gibi mezarlıklarda, cemaate ait adalara ve bölümlere gömülmektedir.
Selanik doğumlu Yazar Münevver Ayaşlı hatıralarında Bülbülderesi mezarlığı için şunları söylemiştir: “Dönmeler İstanbul’da da yine eskisi gibi İzmir’de Selanik’te olduğu gibi yaşamışlardı.


Dönmelerde o kadar fark gözetenler vardı ki, kendi mezarlıklarına gömülmek isterler, zinhar Türk Müslüman mezarlıklarına gömülmek istemezlerdi. Kendi mezarlıkları Üsküdar’da Bülbülderesi Mezarlığıdır. Çok çok bakımlı müslüman mezarlığından çok hıristiyan mezarlığına benzer.“
Amerikalı Araştırmacı İrwin M. Berg, “Dönmeler” başlıklı yazısında, Bülbülderesi mezarlığında yaptığı gözlemleri özetle şöyle belirmektedir: “Sabetaycıların kendilerine özgü mezarlıkları vardır. İstanbul’un Asya tarafında Üsküdar Bülbülderesi mezarlığı Karakaşlara ve Kapancıların gömüldüğü bir mezarlıktır. Kapancıların ve Karakaşların mezarları birbirinden ayrıdır. Kapancılar girişe yakın karakaşiler ise ilerde tepe tarafındadır. İstanbul’un Avrupa yakasındaki Maçka Mezarlığı, Dönmelerin diğer bir kolu olan Yakubilere ait olan bir mezarlıktır. Sabetayist inancına göre Mesih bülbüllerin öttüğünü duyduğunda geri gelecektir. Daha başka Dönme mezarlıkları da vardır ama dönme mezarlıkları olarak bilinmezler. Yanımda mihmandarım olmasa herhalde Bülbülderesi mezarlığına giremezdim. Her ne kadar kapıda engel yoksa da mezarlık sürekli güvenlik dolaşmaktadır. Daha sonra mihmandarıma gelerek bazı sorular sordular. O da Kapancı olduğunu söyleyince çekip gittiler, bir daha da gelmediler. Bülbülderesi Mezarlığındaki mezar taşlarının üzerinde İslam inancına aykırı olarak fotoğraflar vardır. Müslümanlara göre bu fotoğrafları olan aileler dönme oldukları hemen belli ederler. Güvenlik de Müslümanlar bu fotoğraflı mezarları tahrip etmesin diye tesis edilmiş. Fotoğrafları saymazsak mezartaşları İslami biçimde sayılır, isimler Türkçe adıdır, mezartaşlarında altta Ruhuna Fatiha yazar. Atatürk’ün harf devriminden öncesine ait mezarlarda Arapça harfler yer alır. Bir mezartaşında manalı bir kelime görmüştüm. ‘Sakladım, söylemedim, edebiyede intikal edinceye kadar derdimi, gizli tuttum.. .’. Bu gizli tutulan sır o kişinin Sabetayist inanca sahip olması ve dönme kimliği midir? “


MEZAR TAŞLARININ ANLAMLARI


Sabetayistler’in yoğunluğu ile bilinen Bülbülderesi mezarlığı hakkında bugüne dek çok konular işlendi, söylendi, farklı iddalarda bulunuldu. Sonunda buradaki mezartaşlarının ne anlama geldiklerini bu mezartaşlarının ne anlamlar içerdiklerini, Yahudilik ve Kabala literatüründe ne gibi bir anlamları olduğuna dair bir çalışma yapıldı.



Mezartaşlarının hemen hemen hepsi resimli. Genellikle seramik üzerine çıkartma resimler. Kahverengi-beyaz sepya fotoğrafların çoğunda “Foto Osman Hasan” imzası okunuyor. Peki müslüman mezarlıkları dinen bu kadar ihtişamlı, gösterişli ve bu kadar sembollerle dolu olabilir mi?

Tersine buradaki mezarların üzerlerindeki mezartaşlarında şiirler, ağıtlar, manalı sözler yazmakta ve Müslüman mezarlarından farklı fotoğraf portleri, geometrik şekil vermeler ile de süslenmektedir. İçli, hüzünlü, tamamen kendine has bir üslup taşıyan ve sanki susup içlerine attıkları o büyük derdi söylemeye çalışan mezar taşlarının çoğunda ortak şu “itiraf” var: “Sakladım, söylemedim derdimi, içime attım gizli uyuttum.. .” Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor ve kitabeleri genellikle “Ey zair (ziyaretçi) ben Selanikli falanca…” şeklinde başlıyor.
Kimilerinde ölünün mesleğini temsil eden semboller kazınmış: Gemi çapası, berber makası, pergel, makas (Terzi Ayşe Hanım 1953). Kimilerine ise, kelebek, pancar, buhurdanlık, kırlangıç, yılan motifleri işlenmiş. Çerçeveli Fotoğraflar, Obeliskler, Süleyman Tapınağının İki girişini sembolize eden Jakin Boaz Sütunları, Üç başlıklı Mermer Sütunlar, mermer kabartmalı yüksek sütunlar, akasya motifleri ve birbiri ile tokalaşan el sembolleri ve ezoterik işaretler yer almaktadır.


Yani genel olarak bir Müslüman mezarlığında olmayan bu sembolleri Bülbülderesindeki mezartaşlarında bulabilirsiniz. Burada Karakaşlara ve Kapancılara ait mezarların çoğu Kıbleye’de bakmamaktadır.
Yahudi mezarlıkları Ortaçağ’a doğru kabirlerin yerini herkesin gömüldüğü büyük mezarlıklara bırakmış, buna paralel olarak kabrin mimari biçimi değişmiş, mermerden veya taştan sanduka şeklinde kabirler yapılmıştır.


Yahudilik’te ölümle ruhun bedenden uzaklaştığına ve bu dünya ile ilişkisinin bittiğine inanılır, kabirde yatan cesedin herhangi bir ıstırap çekeceği düşünülmez. İslâm geleneğinde mevcut kabir azabı veya sorgulaması inancına Yahudilik’te rastlanmamaktadır.


Hadis rivayetleri esas alınarak İslam örfünde kabirler üzerine konan taşlara ve gelişi güzel yazılar yazılması yasaklanmıştır. (İbn Mâce, Cenâiz, 43; Tirmizi, Cenaiz, 57) Ulemanın çoğu kabrin üstünün deve hörgücü gibi yapılıp yerden bir karış kadar yükseltilmesinin mendup, daha fazla yükseltilmesinin ise mekruh olduğunu beyan etmişlerdir. Ayrıca kabirlerin mermer, taş malzemeyle masraflı ve gösterişli bir şekilde inşası da caiz görülmemiştir.

Ebu Yusuf’a göre, Kabirlerin üzerine oda veya kubbe gibi şeylerin yapılması tahrimen mekruhtur. Fakihlerin çoğunluğu, kabre yazı yazılmasını yasaklayan hadislerden hareketle mahiyeti ne olursa olsun kabir üzerine yazı yazmayı mekruh saymıştır.


Fotoğraflı mezar taşları da Şiilerde vardır, Sünnilerde yoktur. Vahhabi mezhebinde ise mezarların yeri bile belli değildir.
Müslüman mezarında genel tercihin, sade, tabii ve mütevazi, mezar yapımında kullanılan malzeme de basit ve ucuz olmasına, Hadislerde gelişi güzel yazının bile yazılmasının yasaklanmasına rağmen, Bülbülderesi Mezarlığının Selanikliler bölümünde şiirler, manalı sözler ile kitâbeler sergisi haline getirilmiş, mermer sütunlu ihtişamlı yapılarla üzerleri kapatılmıştır.


Çok eski mezar taşlarınında bulunduğu mezarlıkta, her mezar taşının üzerinde gizli anlamlar içeren semboller ve motifler vardır. Müslüman mezarlıkları bu kadarda ihtişamlı olamaz.

Screenshot_20220721_174106_com.huawei.browser_edit_651994218388012.jpg

Screenshot_20220721_173816_com.huawei.browser_edit_652037599808318.jpg



Bülbülderesi mezarlığındaki Kapancılar ve Karakaşlar bölümündeki dönme mezarlarının üzerlerinde portreli fotoğraflar ve mezarların üzerlerinin kapalı olduklarını görürsünüz. Bunlar Dönmeler hakkında araştırma yapan Prof. Marc David Baer’e göre dönmeleri, diğer müslüman mezarlıklarından ayıran en önemli özelliktir.
Sabetayizm Araştırmacılarından John Freely Sabetay mezarlıkları araştırmalarında Bülbülderesindeki gözlemlerini şu şekilde aktarmaktadır:
“Bir yaşlı kadın bir mezarın başında dua ediyordu, mezar taşını öptü ve sağ eliyle sevgiyle sıvazladı. Yaşlı kadın sonunda yerden bir küçük taş aldı ve bunu özenle mezartaşının üzerine bırakmıştı.” Freely, burada tipik bir Yahudi adetinin Bülbülderesinde tekrar edildiğine işaret ediyor.
Bu mezarları Müslüman mezarlarından ayıran en önemli özelliği bir çoğunun kıbleye bakmayışıdır. Buradaki Mezarlıkların, Yahudi mezarları gibi üzerleri kapalıdır. Sabetaycıların masonlukla paralel olan ortak noktalarından birisi de simgelere ve sembollere önem vermeleridir. Bülbülderesindeki kabalistik ve ezoterik anlamlar taşıyan mezartaşlarındaki sembollerin Yahudilikte olduğu gibi Masonlukta da anlamları vardır. Sabetayistlerin mezartaşlarındaki gizli şifreleri, Bülbülderesinin dışındaki diğer mezarlıklarda da bulabilirsiniz. Çerçevelenmiş fotoğraflar, Tevrat ve Kabala kaynaklı Süleyman Tapınağının İki Girişindeki Jakin ve Boaz sütunlarını, obeliskler, lahitler ve sandıklar, akasya motifleri, birbirine sarılmış eller vb. bulabilirsiniz.

Screenshot_20220721_174300_com.huawei.browser_edit_652104690630183.jpg

Nitekim mezarların bu kadar gösterişli ve anlamlı semboller içermesi Tevrat ve Kabala kaynaklıdır.


Screenshot_20220721_174350_com.huawei.browser_edit_652155141299446.jpg


Sabetaycılar mezartaşlarında bile kökleri olan Yahudiliğin ve Yahudi mistizmi Kabala’da anlamlar içeren gizli sembolleri kullanmışlardır.



Screenshot_20220721_174437_com.huawei.browser_edit_652207224678604.jpg
Bu sembolleri Yahudi Mezarlıklarında da sıkça görebilirsiniz.
“RAB’bin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü. Yeryüzünün temelleri açığa çıktı. RAB yukarıdan elini uzatıp tuttu, Çıkardı beni derin sulardan. Beni zorlu düşmanımdan, Benden nefret edenlerden kurtardı, Çünkü onlar benden daha güçlüydü.” (Tevrat – Samuel Bap 22/16,17,18)
Yahudi Araştırmacı–Yazar Rachel Hachlili’te göre iki elin sıkışması işareti, Yakov’un Bene İsrael’in Tanrı ile yapmış olduğu anlaşmayı sembolize etmektedir

Screenshot_20220721_174541_com.huawei.browser_edit_652267140572866.jpg



Screenshot_20220721_174601_com.huawei.browser_edit_652282438546822.jpg



Amerikalı Araştırmacı Mason Üstad “Albert Gallatin Mackey” Freemasonry adlı Masonik Ansiklopedisinde bu işareti şöyle açıklıyordu.
“Ellerin sağdan ve soldan birbirine sarılarak birleştirilmesi” masonlukta masonik kardeşliği ifade etmektedir.”
Kudüs doğumlu Amerikalı Yahudi yazar Miriam Chaikin’e göre: “El işareti, birbirine sarılmış eller, birbirine kenetlenmiş havada duran iki el işaretleri Tevrat (Tora) kaynaklı bir semboldür. Genellikle rabiler bu işaretleri Şabat günü yaparlar. “


MEZARLARDAKİ KABALİSTİK SEMBOLLER
Bülbülderesi mezarlığındaki mezartaşlarının birçoğunda Kabalistik semboller yer almaktadır. Bu sembollerden birisi de eski Mısır kökenli Obelisk sembolüdür. Masonların önem verdikleri sembollerden biri de, Eski Mısır mimarisinin önemli unsurlarından biri olan “obelisk”tir. Obelisk, tepesi piramit şeklinde olan, tek parça, dikine uzun bir kuledir. Çünkü obeliskler ve üzerlerinde taşıdıkları Eski Mısır figürleri, masonlarca kendi sembolleri olarak kabul edilmektedir.
Yahudi Araştırmacı–Yazar Rachel Hachlili, Yahudi Mezar Gelenekleri adlı kitabında şunları belirtmektedir: “Yahudiler eski Mısır kökenli obelisk sütunlarını mezarlarında sembolik olarak kullanırlar. Mezarlarını obeliks taşlar üzerine inşa ettirirler, bunların nedeni Obelisk’in Kabala tezahüründe bir anlamının olmasıdır. Bu anlam onlara ayrıca eski Mısırda köle kaldıkları dönemdeki dayanışmayı ve gücü de hatırlatmaktadır.“
Araştırmacı-Yazar Mason Üstad John A. Weisse, Obelisk ve Farmasonluk adlı kitabında Obelisk’i şöyle tarif etmektedir: “Eski Mısırın mirası Obelisk dünyadaki birçok masonların ve localarında sembolüdür. Hiram Süleyman Tapınağının iki sütunu Jakin ve Boaz’ı yaparken Obelisk’den ilham almıştır. Obelisk Kabala’da ihtişamlı gücün, kudretin bir tasviri görüntüsüdür. Obelisk yönüyle ezoterik anlamlar taşımaktadır.”
Bülbülderesinde Obelisk Sembolleri ile Örülmüş Mezarlar



Screenshot_20220721_174747_com.huawei.browser_edit_652388912242639.jpg


Screenshot_20220721_174845_com.huawei.browser_edit_652446499260860.jpg


Screenshot_20220721_174839_com.huawei.browser_edit_652455187121275.jpg


Screenshot_20220721_174831_com.huawei.browser_edit_652463800720232.jpg



Screenshot_20220721_174825_com.huawei.browser_edit_652471539280127.jpg




Üç Sütun: Chochmah & Geburah & Chesed Üç sütunun Kabaladaki anlamını Masonik bir yayın organı olan Çırak Kalfa Usta kitabında şöyle anlatılmaktadır:
“Üç Sütunu Mabedin girişindeki iki Sütun ( Jakin & Boaz ) ile karıştırmamak lazımdır.
Bu üç sütunun adları Kabbala’nın üç Sefirotunun adı ile aynıdır. Bilindigi gibi, İbrani Kabalası ilahi tezahürün özel bir ifade şeklidir. Sefirotlardaki Üç Sütun, Chochmah, Geburah ve Chesed’dir. Dördüncü bir Sütun, görünenin görünmeyene bağlayan Binah (yüksek zeka), maddeden kurtulduğu için, mevcuttur, fakat ölümlü gözlere gözükmez.”
 

Chen

🇵🇸
Forum Sorumlusu
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
47,147
Çözümler
4
Tepki puanı
14,019
Puanları
113
Konum
.
Cinsiyet
Kadın
Screenshot_20220721_175845_com.huawei.browser_edit_653093689760240.jpg

Screenshot_20220721_175850_com.huawei.browser_edit_653101258390447.jpg


Screenshot_20220721_175855_com.huawei.browser_edit_653113214655029.jpg


Screenshot_20220721_175902_com.huawei.browser_edit_653121700183152.jpg


Screenshot_20220721_175909_com.huawei.browser_edit_653130417394609.jpg


Screenshot_20220721_175914_com.huawei.browser_edit_653137332692004.jpg


Screenshot_20220721_175919_com.huawei.browser_edit_653145387378461.jpg


AKASYA SEMBOLLERİ
Musa bütün İsrail topluluğuna seslenerek şöyle dedi: RAB’bin buyruğu şudur:
“Aranızda armağanlar toplayıp RAB’be sunacaksınız. İstekli olan herkes RAB’be altın, gümüş, tunç; lacivert, mor, kırmızı iplik; ince keten, keçi kılı, deri, kırmızı boyalı koç derisi, akasya dalı armağan etsin.“ (Tevrat – Çıkış Bap : 35 /4-5-7)


Bülbülderesindeki Akasya Dalı Sembolü Yahudi Mezarlıklarında da mevcuttur.

Screenshot_20220721_180355_com.huawei.browser_edit_653318911147706.jpg
Screenshot_20220721_180349_com.huawei.browser_edit_653326063388330.jpg
Screenshot_20220721_180344_com.huawei.browser_edit_653334811006036.jpg
Screenshot_20220721_180337_com.huawei.browser_edit_653342638895619.jpg



Akasya dalı masonlukta ve Kabala’da mistik bir semboldür. Akasya masonlukta sonsuzluğu sembolize eder. Akasya dalı bir anlamdada Masonların ilk üstadı Hiram Abiff’de hatırlatır. Hiram, efsanede, öldürücü darbeyi yedikten sonra düşer. Hiram öldürücü darbeyi yedikten sonra gömüldüğü yere Akasya ağacı dikilmiştir. Böylece akasya, Masonlar için kutsal bir anlam, Üstat derecesinin önemli sembollerinden birisi olarak kabul görmüştür. Masonik ritüelde, Aday, tabuta yatırılır, üzerine siyah bir örtü, bunun üzerine de bir akasya dalı konur.


TÜRKİYE PARTİSİ’NİN AMBLEMİ


AKP’nin önemli isimlerinden Milli Görüş kökenli eski Devlet Bakanı Abdullatif Şener, partinin kuruluşunda ve yönetiminde 6 sene boyunca görev yaptı. 2007 seçimlerinden önce milletvekili adayı olmayan Şener, önce AKP’deki görevlerinden istifa etti. Ardından yeni bir siyasi oluşum başlattı. Şener siyasi yelpazede merkez sağda bulunan Türkiye Partisi’ni kurdu.


Screenshot_20220721_180619_com.huawei.browser_edit_653465501744037.jpg


Türkiye Partisi’nin amblemi de Türkiye Haritası üzerinde sıkışan iki el görüntüsü içeriyor. Ancak bu amblem Bülbülderesi Mezarlığı’nda araştırmalar yapan Rüştü Karakaşlı’nın gözünden kaçmadı.


Rüştü Karakaşlı’nın Bülbülderesi Mezarlığı’nda yakaladığı Beller Ailesi’nin mezartaşı ile Türkiye Partisi’nin amblemi birbirinin aynısı. Beller ailesinin mezartaşının oldukça eski olduğu, mezarda en son 2005 yılında ölen Sevinç Er’in yattığı düşünülürse Türkiye Partisi’nin Bülbülderesi’nde yer alan bu sembolden esinlendiği iddia ediliyor.




ARTIK SAKLAMAYA GEREK VAR MI?


Üçyüz yıllık suskunluk sonunda Sabetayistler kendilerini saklamaktan vazgeçmeye başladıklarını görüyoruz.
İlk Türk sosyalistlerden aynı zamanda ittihatçı Rasim Haşmet Bey Sabetayistler’in kapalı bir kast durumundan çıkarak Türklerle karışıp kaynaşmasını savunuyordu. Sabetayizmin aydınlanmacı bir eleştirisini yapan Rasim Haşmet Bey’in Kadın dergisinde

Sabetayizm üzerine “Enin-i Muhit” isimli sembolik bir şiir de yayınlanmış:


“Alçak bu tavan, az daha yükselmeye mani!
Hep böyle kalın perdeler altında, manevi
Pişinde ne yapsak, diyorum, ey koca tali!
Alçak bu tavan, eski bu ev, yok mu teşebbüs
Bir parça teşebbüs buna, tamiri tefahhus,
Tamirine, tevhidine, tekmiline mahsus!
***
Alçak bu tavan, eski ev, hasta bu sima,
Hep saralı, hep sıtmalı ihvan ve evidda
Vahdet ve teavün arasak, olmuyor asla,
Temin edebilsek; o da bad-i beleya,
Bir yol buna, bir el buna, ey asr-ı tekamül!
Artık bu kavim söndü, harap oldu, tezelzül
Hep etti ve her gün çürüyor ruhları mutlak,
Acizleri ahmaksa da zenginleri alçak!
***
Mahvoldu bu seylab-ı terakki ve tecella,
Alçak bu tavan, eski bu ev, hasta bu sima,
Bir karha değil, bin yare var hepsi mülasık
Bir el buna, bir yol buna Allah için artık!…”
Rasim Haşmet Bey “Alçak Bu Tavan” diyerek kapalı kapıyı eleştirmiş.


Screenshot_20220721_180837_com.huawei.browser_edit_653600513222663.jpg


Sabetaycı cemaat içerisinden Nazif Özge’nin 24-31 Temmuz 1952 tarihli Büyük Doğu gazetesinde yayımlanan ve “Ben Dönme’yim, Selanik Dönmeleri’nden… Fakat tamamıyla hidayete gelmiş bir insanım. Size Dönmelerin bütün esrarını ifşa edeceğim,” diyerek başlıyan bilgileri. Büyük Doğu gazetesi, “Dönmelerin ruhani büyükleri kimlerdir?” diye soruyor. Nazif Bey, derin bir biçimde düşündükten sonra tek tek anlatmaya başlıyor: “Eski Maliye Nazırı Cavit Bey’in kardeşi Şefkati Bey’dir. Dönmeler, onu, hâşâ, Allah’ın soyundan gelmiş kabul ederler. Yetmiş yaşlarındadır. Dönmelere, isim-soyisimlerini o takar. Kendisinin soyu, “Roz”dur. Onlara göre Allah’ın soyu da Roz’muş…”
Dönmeler içerisindeki “Karakaş” kolunun inancına göre, Osman Baba (Baruhya Ruso), Tanrı’dır. Osman Baba’nın soyundan gelenler de, bundan dolayı, “Tanrı soyundandır”.
Daha sonra bu bilgileri, Rıfat N. Bali, Tarih ve Toplum dergisinin 2002 yılındaki özel sayısında yeniden ele almıştır.


Diğer Örnekler


* Rıfat N. Bali’nin “Cumhuriyet yıllarında Türkiye Yahudileri: Bir Türkleştirme serüveni (1923-1945)” kitabı.
* Rabbi Şimon Zwi-Şemsi Efendi’nin torunun torunu, Türkiye Musevi Cemaati üyesi, İsrail’de Yavne Kibutzunda yahudi dini ve tarihi eğitimi almış, nüfus cüzdanındaki din hanesini İslam’dan Yahudi’ye çevirten Sabetayist Ilgaz Zorlu’nun “Evet Ben Selanikliyim, Belge Yayınları, Temmuz 1999 ve Makaleler 2001 Zvi-Geyik Yayınları“, “Sabetay Sevi ve Sabetaycıları Gelenekleri, Prof. Abraham Galante, Türkçe Tercümesi: Erdoğan Ağca, Zvi-Geyik Yayınları, İstanbul 2000″ kitabı gibi.
 

Chen

🇵🇸
Forum Sorumlusu
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
47,147
Çözümler
4
Tepki puanı
14,019
Puanları
113
Konum
.
Cinsiyet
Kadın
Screenshot_20220721_181035_com.huawei.browser_edit_653721388728894.jpg

Bülbülderesindeki ilginç mezarlarlardan biri de Hasan Tahsin’e ait olan sembolik mezar. Hasan Tahsin ya da gerçek adıyla gazeteci Osman Nevres 1888 yılında Selanik’te doğdu. Babasının adı Recep. İlköğretimine Selanik’te bulunan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de eğitim aldığı Şemsi Efendi Okulu’nda başladı, daha sonra Selanik Feyziye Mektebi’ni bitirdi. 1918’de İzmir’e yerleşti. 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’e çıkarma yapan, Yunan askerlerine, Kordonboyu’ndan ilk kurşunu sıkarak Türk direnişini başlattı. Açtığı ateş sonucu 1 ya da 2 Yunan askerini öldürdüğü iddia edilmekte. Ardından Yunan askerleri üzerine ateş açıp süngüleyip şehit ettiler. Yunan askerleri tarafından Konak Varyant’ta Yahudi İzmirlilerin Mezarlığının bulunduğu eski adıyla Maşatlık’a yeni adıyla Bahri Baba Parkına, İzmir Saat Kulesinin altına gömüldüğü hatta denize atıldığı iddia edilmekte.
Bu arada Milli Mücadele’de ilk kurşunu Hasan Tahsin’in atmadığı, İzmir’de değil Balıkesir’de, Hatay’da atıldığına dair iddialar var. Ancak bu olaylar İzmir’in işgalinden sonra gerçekleşmiştir.
Öte yandan Hasan Tahsin’in Sabetayist olduğu iddia edenler var. Onlardan biri de Yalçın Küçük. Buna vay efendim nasıl olur da Türk’ün adı böyle lekelenmek istenir diye karşı çıkan ırkçılar da var.
Hasan Tahsin Sabetayist değilse gıyabi mezarı neden Bülbülderesinde? Türkiye’de başka mezarlık mı yoktu?
Ne fark eder? Önemli olan o kurşunun atılmış olması değil mi?İnsanların dünyaya gelirken karmalarına uygun elbise giyer gibi bedenlendiklerine yani reenkarnasyona inanan biri olarak bunlar benim açımdan önem arz etmiyor.
SONUÇ
İnsanların imanı üzerinde hüküm verme hakkı sadece Allah’ındır. Saldırgan olmadıkça, ırkçılığa dönüşmedikçe, Türkiye’ye ihanet etmedikçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin altını oymaya çalışmadıkça inançları, kökenleri sorgulamayı doğru bulmuyoruz. Ancak inanç neden saklansın ki? Fethullahçılık, Sabetayistlik, Masonluk gibi kapalı cemaat türü örgütlenmeler ve tarikatlar dışa açılmazsa onlar hakkındaki gerçekleri nasıl bileceğiz?
Göründüğü gibi olamayanlar sadece mezar taşında değil yaşarken de olduğu gibi görünebilmelidirler. Geçmiş geride kaldı, kılıç zoru çağında yaşanmıyor artık, zaman olduğu gibi görünmenin zamanıdır.


Pakman world
 

Chen

🇵🇸
Forum Sorumlusu
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
47,147
Çözümler
4
Tepki puanı
14,019
Puanları
113
Konum
.
Cinsiyet
Kadın
Bu tam senin aradığın kısa konu @pumpkin
 

pumpkin

kabaktan dönenin kaşığı kırılsın
Elmas Üye
Katılım
7 May 2020
Mesajlar
10,112
Tepki puanı
2,228
Puanları
113
Konum
Kreş
Cinsiyet
Kadın
Bu tam senin aradığın kısa konu @pumpkin
başlığı bile okuyamadım ya la .s.s konuyu kim okuycak :T:
hayır ilgimi çeken bi konu olsa üşenmem okurum :honk:
öykünün enayisinin 300 tweetlik floodunu bile okumuş insanım sonuçta :honk:
 
Üst Alt